
KADER'İN KADERİ
Perşembeden geçerken Cumaya,
ebesiyle üşüştü bütün mahalleli,
doğdu sonunda Kader, üzerinde
sanki on üçlük beyaz pazen kefeni,
maşallah, maşallah,
kaderi güzel olsun ya rabbim,
amin dediler.
Bu nasıl bir güzelliktir, kar üzerine
kırılmamış kömür iri gözler,
sabaha ırmaklar gibi parlayan elmaslar,
bakıp bakıp,
kaderi güzel olsun diye dualar ettiler.
Ah yavrum, güzel yavrum,
güzel bebek Kader,
dede on iki rekat fazladan kıldı.
Abisi bilmezdi bile dua,
kaldırdı kıbleye ellerini
gider yerine esen rüzgarla diye.
Geçince biraz günler
boş tel dolaba baktılar.
Ne un vardı, ne şeker.
Kader'imizin kaderi dediler,
bağırlarına kara üzüm bastılar.
Suya kuru ekmek basıp yediler,
buna da şükürler olsun rabbim dediler.
Kader geldi on üçüne,
oturunca iskemleye,
deydi ayakları artık yere.
Ama;
Geldi koca kente soğuk
ve açlık bir beyaz panter gibiydi.
Kader, güzel yavrum,
ah elmas gözlü, kırmızı başlıklı çocuk,
aç kudurmuş kurtlar sardı etrafını,
ağızlarında kuduruk salyalar,
anan kıydı, yedirdi sana kızıl elmayı,
kaderindi bu, çökerttiler yere,
kan, siyah kırmızı
kara kan damlattılar...
Suçlu yok, rabbim bilir,
Kader'in kaderi dediler.
Mhmt - 8 Aralık 2011
" Bir toplumun sosyal psikolojisi sapıklık derecesinde bozulmuş, 13 yaşında bir kıza kart zamparalar tecavüz edebiliyorsa; o toplumun bütün kurumları yeniden revize edilmelidir. "
23 yorum:
Hoşgeldiniz!
Hoşbulduk dostum!
Kurumlar revize edilmeli ve sarıklı cübbeli MÜMİN kişiler Rabbin elçileri olarak durumlara el koymalılar!!..
İlâhi sevgili Mehmet giyotin bile bulaştırmaz bu kafaların pis kanını bıçağına..
Kurumlar mı.. kopası kafalar mı revize edilmeli?? İşte bu nedenle sevmiyor bu pilik yüklü beyinliler ATATÜRK'ümü..
Hoşgeldin.. bloğumda verdiğim cevabın aynısını yazacaktım.. olmadı!!
Hoşgeldiniz Mehmet Bey.
Üstelik 13 yaşındaki o küçücük kızın kendi isteğiyle birlikte olduğuna karar verildi. Alt düzeyden ceza aldı o pislikler. :(((((
hasret senfonileri;
Gülsen hocam, haklısınız,sarıklı cübbeli, Kubilay'ı katledenlerin -aynı kafadakilerin- en başta revize edilmesi gerekir ki
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün devrim ve ilkeleri sekteye uğramadan ebediyete kadar devam edebilsin.
Hoş bulduk. Aynısını yazmasanız da mesaj alınmıştır.
Sevgilerimle...
Hoşbulduk Çınar Hanım,
Gerçek adaletin içeride uygulanmasını
(mahkumlarca) dileyelim o zaman.
Sevgilerimle...
Gerçekten gelinen nokta çok acı, revize yetmez, toptan kibrit suyu gerek bu örümcek kafalı insanlara, tıpkı madımak gibi....
Sevgiler,
Bengi
Böyle durumlarda söyleyecek söz bulamıyorum "Mustafa Kemal ATATÜRK'ün devrim ve ilkeleri sekteye uğramadan ebediyete kadar devam edebilsin." temennisine yürekten katılıyorum . Dostlukla..
Bengi Özkan;
Bir gün Arap baharı gibi Türk baharı yaşanmaya başlarsa bu topraklarda, bunun sebebi yazdıklarınızdır genç dostum.
Sevgilerimle...
yüreğimdeki yağmurlar;
Toplumun bütün kurumları hiç bir dönem bu kadar uç noktalara taşınıp gündem saptırılmamıştı Dilek hanım. Söyleyecek söz bulamıyor, her yeni gün daha da duyarsızlaştırılıyoruz.
Sevgilerimle...
Mehmet Bey,
Madımak ve türevlerini savunmak bizim düzeyimizde tabiki mümkün değildir. Konu mecazidir. Tüm kurumların değişimin artık şart olduğu son noktadayız anlamındadır.
Yoksa bu konuların kaşınmasının ne kadar tehlikelidir ve nerelerine varacağını bilecek düzeydiyiz. Bu öyle Baharlara benzemez, o konun bambaşka...
Sevgiler,
Bengi
Ne demek istediğinizi anlamış ve sizi destekler doğrultuda yorumumu vermiştim. Ayrı düştüğümüz her hangi bir argüman yoktur Bengi hanım.
Ancak yine de betimlemeliyim; doğuma gebe baharlar ne zaman, hangi şartlar da doğar, gelişir ve sonuca gider, işte o hiç belli olmaz.
Sevgilerimle...
ya bana hemen para çıkartırsın baba,
ya da:))
Ya da ne Tolga...tehdit mi ediyorsun?
Sevgili Mehmet
bu konu öyle irite ediyor ki beni bildiğim tüm tuturaklı küfürleri edesim geliyor. Gözümüzün içine baka baka salıyorlar tecavüzcüleri. Sonrada ortaya çıkıp tutukluluk süreleri kısaltılırsa bütün tecavüzcüler, katiller dışarı çıkar diyorlar. Kardeşim yargılama sürecini kısaltın sonrada bu pislikleri dışarı çıkamayacakları cezalarla tıkın içeri.Sanki tecavüzcüler, katiller yargılananlar üç seneden fazla yatıyormuş gibi.Neresini düzelteceğiz bilmiyorum ama en azından biz kadınların sesi çıkmalı artık.Sevgi ve saygılarımla.
Herkesin Kaderi güzel olur inşallah
Aaaaa?
Tolga sizin oğlunuz muydu?
Tam yorum yazacakken gördüm..
Harika!
:)
Ve evet, elinizden yine müthiş dizeler dökülmüş.
İyi ki döndünüz. Özlemişiz güzel postlarınızı...
Dostlukla....
ruhgezgini;
Bir toplumun kadınlarının, sivil örgütlerin sesi bastırılmış ve yargısı ele geçirilmişse durum çok vahimdir. O zaman biz kendi aramızda tef çalar oynarız. İnsanlar örgütlenemiyorsa, en azından meydanlara, sokaklara çıkmalı dostum.
Sevgi ve saygılarımla...
Kardeşim;
Dileklerinize katılıyorum...
Zeugma;
Maalesef bu hayta benim oğlum ve son sınftayken, alt sınıflardan 18 başarısız dersi var.:)
Ben de sizleri özlemiştim, sağ olun...Blog dolaşımı ve yorum bırakmada halâ tembelliğimi atamadım.
Dostlukla...
Sosyal hayattaki düzeni ve güvenliği sağlamaya yarayan hukuk kuralları ve sosyal kurumların içinde istismara en açık olan ise din kuralları! Sorgulayan akıl-mantık üçgeninde bu kuralların (ahlak, görgü, din) kabul görüp görmediği kişiyi bağlar/dı! eğer ki sadece kul ile Tanrısı arasında kalabilseler-di!.. Din kurallarının, emir ve yasaklara aykırı davranışta bulunma halinde yaptırımı; günahtır ya da sevaptır! denilecek kadar da çok muallakta ve istismara açık bir durum!. şeriat düzendeki toplumların durumu ortada!.. çağdaşlıktan ve medeniyetten uzak…
İslam çok evliliği mübah kılıyor! resmi nikah yerine imam nikahını bile olur kabul ediyor!.. daha 18 yaşına basmamış küçük kız çocuklarıyla bile evliliği mübah gören bir anlayış! velhasıl dini müeyyideler böylesine akıl dışı düşüncelerle insanlığı karanlığa sürüklerken; korkarım bu düşünceden beslenen zihniyetler!daha çok kaderleri… karanlık akılların tuzağında kendi kaderlerine terk ederler!..
Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde; çağdaş ve laik bir toplum anlayışı bu ülkenin tek anahtarıdır!.. Bütün bu sapkınlıklar bu köhne ve karanlık zihinlerin artıklarıdır! Ve bu sosyal düzende (Cumhuriyetin temel taşları sarsıldıkça!) ve sapık zihniyetler çoğaldıkça toplumun sağlıklı bireylerini de endişeli bir tedirginliğe sevk etmekte …
Boşuna değil yenidünya düzeni mimarlarının hedeflerinin Atatürk olması ve ılımlı İslam modelini ülkemizde yaymaya çalışmaları…
Dilerim bir an önce bu toplum uyanır da! Bu sapıklıklar ve sapık zihniyetler de revize edilir!..
Yüreğinize sağlık, çok etkileyici dizlerdi...
esenlikler…
Yazdıklarınızın tamamına imzamı atarım sevgili Esin hanım. Çok önemlidir tespitleriniz. Yıllarca oynanan Ilımlı İslam! ve dünyada Dinler Arası Diyalog! savsatası ile Lozan da elde edemedikleri sonuçları, Sevr'i tekrar hortlatarak ülkemizi bölme planlarını, yıllarca iç ve dış mihraklarca gündemde tutmuşlardır. Bunun en önemli stratejik ayağı, psikolojik savaşla dinimizi kullanmışlardır. Bunda o kadar ileri gitmişlerdir ki İsmet Paşa'dan sonra gelen hükümet ve koalisyonlar; seçim öncesi boyalı şekerlerin üzerine Kur'an resmi bastırarak (kömür, yardım çuvalı gibi) cahil halkımıza din istismarı uygulamışlar, 1932 yılında Türkçe okunmaya başlayan Ezan, 1950 yılında DP'nin iktidara gelmesiyle -oy alma kaygısıyla- tekrar Arapça okunmaya başlamıştır.
Papa II. Urban'la başlayıp, dört yüz yıl süren Haçlı Seferleri, bu talihsiz coğrafyamızdan hiç eksik olmamıştır. Bunu gören dâhi lider Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaş, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin devrim, ilke ve reformları, Batı'nın kâbusu olmuş ve bu yaramızı, diğer etnik yaralarımız gibi devamlı kaşınarak kanatılmıştır. Dünya tarihi iyi incelendiğinde, din savaşlarının hangi emperyal çıkarlara yardım ettiği, yıllık finans kaynağı olarak desteği ortaya çıkar.
Söylenecek, yazılacak daha çok şeyler var...Siz çoğunu yazmışsınız
Bu çok önemli katkılarınız ve emeğiniz için çok teşekkür ederim, sağ olun Esin hanım.
Size ve ailenize esenlikler dilerim.
Dostlukla kalın.
Yorum Gönder