16 Kasım 2015 Pazartesi

Zaten Yoktular









ZATEN YOKTULAR



Mevsimler, günler gelir geçer
Aynı kaldığını sanır, fark etmezsin
Kırık aynalara bakıp bu ben miyim dersin
Zamana isyan eder, kendini seyredersin


Yüzünde derin çizgiler dile gelir
Anılar içinde kaybolursun
Duvarlar üstüne üstüne gelir, üstüne yıkılır
Kapkara bulutlar konar başına, duramazsın


Ansızın hikâyeler çağırır seni
Bir meyhane köşesinde bulursun kendini
Yüzleri değişik insanlara bakınırsın
Teselli ararken, bakmışsın ki mavi girdabın içindesin


Aynı yara uçup gelir konar masana
Tek başına kalır, efkârınla demlenirsin
Kapı açılır, tanıdık bir şair girer içeri
"Ne kadınlar sevdim zaten yoktular," der


Böyledir benim meyhane insanlarım
Eskiyen resimler canlanır
Sabaha kadar oturur konuşur karşında
Yalnızlık akar durur

--

Mehmet Osman Çağlar
14 Eylül 2015

14 yorum:

  1. Hem çok gerçekçi, hem de çok hüzünlü. Aynalara bakınca insan gerçekten bu ben miyim diyor, yıllar nasıl da geçiyor? Kaleminize sağlık. :)
    Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamana inat aynalara bakmasak mı acaba Müjde hanım.:) Teşekkür ederim. Selam ve sevgilerimle...

      Sil
  2. Yine çok güzel bir şiir, emeğinize sağlık. Sözcükleriniz hiç eksilmesin.
    Keyifle kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Birgül hanım.
      Esen kalın.

      Sil
  3. Hayat bir tiyatro sahnesi gibi ve herkesin bir hikâyesi var.
    Hikâye ne olursa olsun albümdeki resimlerine bakarken hüzünle dolar insan. Minicik bir bebeksindir, aile büyükleri ile, aile büyükleri birer birer eksilerek yetişkinliğe doğru nasıl yol ve yaş aldığını görürsün
    Şiiriniz albüme gerek duymadan film şeridi etkisi gösterip hüzünlendirdi...
    Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat tiyatrosunun figüranları olarak minicik bebeklikten ergenliğe, ergenlikten yaşlılığa hüzünle yapılan yolculukta "albümdekiler" aldığımız yaşı, yaşanmışlıkları ve yaşanmamışlıkları nasıl da bütün çıplaklığı ile önümüze serer.
      Şiirle bütünleşen anlamlı yorumunuz için teşekkür ederim Zeugma hanım.
      Dostlukla...

      Sil
  4. Zamana hep yenik düşüyor insan. Kırık ya da eskimiş aynalar bile doğruyu , gerçek doğruyu tüm çıplaklığıyla anlatırken, insan yıpranmışlığı kendine konduramıyor.
    Yaralar kabuk bağlarken eskimiş resimlerle yalnızlığını yaşıyor.
    Hayatın gerçeği, insanoğlunun değişmeyen yazgısı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatın gerçeklerini kabuk bağlayan yaralar üzerinden yorumlamanız, şiire çok önemli bir başka katkı oluşturmuş Makbule hanım. Belli bir yaştan sonra, belki de yalnızlık tercih edilmiş bir olgu olarak bütün çıplaklığıyla önümüzde duruyor. Önemli olan farkında olabilmek galiba. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Esen kalın.

      Sil
  5. Neler yaşatmıyor ki hayat insana! Acılar, kederler, hüzünler, neşeler… ve daha neler neler!.Gençlik güzel şey. Genç iken, bilemediğimiz o an’ların yıllar geçince üstünden ne denli değerli olduğunun farkına varmak ise hüzün veriyor insana!.. Gerçekten hayatın birer sahne olduğunu ise birbirinden ilginç oyuncuları gördükçe daha iyi anlıyor insan!. O sahnede de kimler yok ki!.. ne şarlatanlar, ne çok maske takanlar, kuklalar, hokkabazlar, sahtekârlar!. Bu oyuncuların varlığını bilmezdik önceden!. Gençtik, toyduk, masumduk alabildiğine!. inanırdık her söze!.. yürekten sanırdık!. gerçek yüzlerini bilemediğimiz için de incizmezdik öyle derinden!. İncindiğimiz şeyler ise, incir çekirdeği misali, onlar da çabuk gelir geçerdi zaten. Bir gülüş, bir bakış bağışlamaya yeterdi. Şimdi gördükçe gerçekleri ve tanıdıkça insanın gerçek yüzünü !. Yalnızlığımıza sımsıkı tutunur olduk. Kendimize ve azda özü yakaladığımız sevdiklerimize daha da dört elle sarılarak.. Böyle anlarda ise kredilerimiz oldu anılar. Hayat bir dolu öğretiymiş meğer, yaşadıkça bunu daha iyi anlıyor insan. Ve yine de her şeye rağmen ‘hayat güzeldir’ demekmiş umutla.
    Bu anlamlı şiiriniz duygulandırdı beni de…Yüreğinize, kaleminize sağlık Mehmet Bey. Esenlikler dilerim..

    YanıtlaSil
  6. Daha önce de sizin gibi, dostlarla defalarca yazıştık, dertleştik. Eskiye ve eskinin o güzel değerlerine, insanlarına, yaşadığımız ve yaşattığımız o an'lara özlem duyduk. Sonradan ne olduysa, gerçek hayatın, bizim tanıdığımız hayattan soyutlanarak, birbirinden ilginç, hiçte alışkın olmadığımız bir şekilde dizayn edilmiş oyuncuların sahnedeki oyunlarına evrilmesine tanık olmaya başladık. Şarlatanlar, sahtekârlar, riyakârlar, maskeliler eskiden de vardı ama azınlıktı, bu denli fazla değildi. Yine sizin esski bir yorumunuzu anımsadım: - " 'Az ve öz gerçek dost.." Onlar ki gerçek ve sanal ilişkilerde yalnızlığımızın panzehiri, seçici olduğumuz az ama gerçek dostlarımızdır... ve "samimiyetleri" kredimiz oldu... ve yine de her şeye rağmen 'hayat güzeldir' , umudumuzdur.

    Aynı görüşte olduğum değerli yorum ve görüşleriniz için çok teşekkür ederim Esin hanım.
    Esen kalın.

    YanıtlaSil
  7. Çok güzel gerçekten... Sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. yine çok güzel yüreğin dert görmesin

    Özlemişim şiirlerini :)

    YanıtlaSil