27 Eylül 2016 Salı

GİTMEK ZORUNDAYDI





Devamlı başa aldığı too many tears kırbeşliği sözleri eski pikapta takılı kalmıştı. Değiştirmek için kalkamıyordum. İşteş eylem gereksinimiz sonlanmış, sevişmemiz bitmişti. Tekil birinci kişiler yan yana uzanıyorduk. Çok tanıdık yabancılardık şimdi. O uyuyordu. Bir babanın kızını incitmeden sakındığı kadar ince ve minyondu. Bir kolum boynunun altında kuştüyü yastık yapıp, üstünde uyumasını istemiştim. Yorgundu. Direnmeden teslim olmuştu.



Kemikleri, elleri, omuz çatısı dardı; ince bedenini tek kolumla havalandırıp boşluğa atıp sığdırabileceğim tek sevgilimdi. Parlayan tatmin olmuş gözlerinin yaşam ışığı kaybolur korkum, bulutlara fırlatma isteğimi engelliyordu. Too many tears'ı başa alsam diye içimden geçirirken başını yana cevirdi. Kalktım. Müzik yavaşça yeniden çalmaya başladı. Alçalan güneşin renk oyunlarıyla sardunya saksısının gölgesi uzadı.


Yüzünün berrak saydamlığına iyice yaklaşıp, kokusuna uzandım. Hissedip nefesini tutmaya başladı. Oysa en kanadığımız anlarda bile göz yaşımız akmazdı. Too many tears ortasına doğru beyaz tül perde havalanıp oda kara bulutlarla karardı. Şiddetli yağmur sesiyle yüzü gerginleşti. Kaşları çatıldı, dudakları titredi. Kim bilir hangi düşün içinde, hangi hikâyenin içindeydi? Onu hemen sarsarak sarıp sarmalamak istedim. Yapamadım. Bilinçaltının yağmur sularıyla akıp arınmasını istedim o an.


Sonra inledi. Sormayın, bilmiyorum vurmayın, diyordu.


Hayır vurmayın diye istem dışı bağırdım. Uyandı. Sana kim vuruyordu, diye sordu. Hatırlamıyorum, bir kâbus gördüm galiba, dedim.


Giyinip çekip gitti. Odanın içinde dinmez acının gölgeleri uçuşup durdu. Neden daha önce uyandırmadım? Gençliğinin derinlerine inmesine müsade eden bir baba, sevgi ve barışla yıkık kentlerin yeniden kurulacağını bilmez miydi? Oysa birlikte dinleyeceğimiz, okuyacağımız ne çok too many tearslar, pablo nerudalar, ahmed arifler vardı.


Ama yetememiştim onun gizli ağlamalarına. Yastık yaptığım kolumda hâlâ göz yaşları kurumamıştı. Sevmediğim kadın ikinci uyandırmama şansını bırakıp, dönmemek üzere bırakıp gitmişti bir sabaha karşı. Gittikten sonra uzun süre onu hiç sevmemeyi sürdürdüm.


Şimdi onu daha da sevmiyorum.

---

Mehmet Osman Çağlar
12 Eylül 2008

Ressam Gun Legler


16 yorum:

  1. Sen bitirmişsin kısaca anlatıklarını.. ama inan Mehmet ben dakikalar süren bir düşünce içinde çoğalttım yazdıklarını.. İfade gücüne hayranım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O mu, ben mi bitirmişim sevgili Gülsen, bilemedim?! Sevgilerimle teşekkürler...

      Sil
  2. Hayran kaldım yüreğinize sağlık ağlaya ağlaya okudum:((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler kardeşim... bloğunda da yazdığım gibi bu ağlamalar mevsimsel. Yakında her şey düzelir.

      Sil
  3. Betimlemeler ne güzel. Dili öylesine ustaca kullanmışsınız ki kelimeler üzerinde duraksayarak okuyor insan.
    "Bilinçaltının yağmur sularıyla akıp arınmasını istedim o an." Bu cümleyi çok sevdim.
    Esenlikler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Betimlemeler bazen doğaçlama geliyor, iyi bir yazar olarak bunu en iyi siz bilirsiniz Makbule hanım.
      Yorumunuza teşekkür eder, iyi günler dilerim.

      Sil
  4. Yazının sonunda Attila İlhan dizeleri takıldı usuma;
    'ay ışığına batmış karabiber ağaçları
    gümüş tozu gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
    yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    *çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili*
    hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
    her an ötekisiyle birlikte
    herşey onunla ilgili'

    Romanınızdan bir bölüm müydü bilemedim..harika bir anlatım..her okur kendince çoğaltabilir hikâyeyi..şimdi artık yeni romanınızı daha da merakla bekliyorum. Hazırım okumaya :)) Kaleminize sağlık Mehmet Bey..Esenlikle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. *Ve.

      'Yansımalar tutmuş bütün sahili
      Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
      Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
      Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
      Çünkü ayrılanlar hala sevgili
      Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
      Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
      Su tozları yağıyor üstümüze...'

      Çok sevdiğim Attila İlhan dizeleriyle sayfamı taçlandırdığınız için çok teşekkürler Esin hanım. Bu deneme, romanımla ilgili bir bölüm değil. Ama iyi ki anımsattınız, Google arama motorlarında roman ismi tescillenmesi için yakında bir bölüm paylaşayım. Çok teşekkürler.:))
      Esen kalın.

      Sil
    2. Harika olur bence de..yeni romanınızdan çok küçük bir bölüm 'fragman tadında' heyecan yaratır..hem de düşündüğünüz gibi google arama motorlarında romanınızın adı da tescillenmiş olur..Ben teşekkür ederim Mehmet Bey. Romanınızı heyecanla bekliyorum. Ayrıca sosyal bir amaca hizmet edecek olması da çok anlamlı olmuş..Esenlikler dilerim.

      Sil
    3. Sizden esinlendiğim için -ilginize- tekrar teşekkür ederim Esin hanım. Size ve aileye şimdiden çok güzel bir hafta sonu dilerim.
      Esenlikle kalın.

      Sil
  5. Kısa bir zaman dilimine sığdırılmış farklı duyguların, zıtlaşmaksızın birbirlerine müsaade etmesi... hüzünlü ama okuması keyifli bir aktarım. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında zıtlıkların, gizli bir mutabakat içinde olduğunu düşünmüşümdür hep. Değerli yorumunuza teşekkür ederim. Sevgiler

      Sil
  6. Harika bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil