8 Ocak 2017 Pazar

terk ediyordum kenti...





terk ediyordum kenti...


ayaz bir geceydi
terk ediyordum kenti
kar yağıyordu
suskundu beyaz yollar
ruhum gibi suskundu
üşüyordu kent
bir an durdum
ıssızdı sokak
son bir sigara yaktım
pencereye baktım
ışıksız
sıkıca kapalıydı perdeler
istasyona yürüdüm
bir sarhoş şarap parası istedi
bir tane de kendime aldım
nereye gittiğini bilmeden
son trene bindim
yaşlı karı koca karşımda
yanım ise içim kadar boştu
terk ediyordum kenti



mehmet osman çağlar
ocak, 2017

6 yorum:

  1. Terk edilmek,ben de üzüntü oluşturur.Gitmeyin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu düşüneceğim. Teşekkürler.:)

      Sil
  2. Kentler terk edilmeli....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, belli bir yaştan sonra insanda kırsal veya sahil özlemi oluşuyor.

      Sil
  3. Her terk ediş bir geri dönüşü de düşündürür. Terk ediş bir ara'dır, bir mola'dır, bir sitemdir, bazen bir isyandır.
    Bazı dizelerde duruyor ve bir kez daha okuyoruz;
    "Ruhum gibi suskundu/Üşüyordu kent...
    Yanım ise içim kadar boştu..."

    Esenlikler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, her terk ediş aslında geri dönüşü de düşündürür, umutsuzluğun içinde bir umut barındırır.
      Yorumunuza teşekkür eder,
      Esenlikler dilerim

      Sil